IRAK 'IN IRAK TÜRKLERİNE KARŞI UYGULADIĞI POLİTİKAYA GENEL BAKIŞ
Birlermiş Milletler teşkilatına üye olan devletlerden biri olan Irak, teşkilat ile işbirliği yapmayı, insan haklarına ve hürriyetlerine saygı göstermeyi taahhüt etmiş olmasına rağmen, Irak Türkleri, Irak devletinin değişik dönemlerinde insanlık dışı muameleler ve asimilasyon hareketlerine maruz kalmıştır. Uygulamaların şiddet derecesi, bunların bir devlet politikasının ürünü olduğunu gösterir gibidir. 1924 tarihli Ermeni, 1946 Gavur bağı, 1959 Kerkük katliamları ve 1980 Türkmen Liderlerinin idamı Türklere duyulan kinin hunharca dışa vurulmuş örnekleridir. Bu acı olaylarda Irak Türkleri yüzlerce değerli evladını yitirmiştir. Uygulanan zulümler -sadece toplu katliamlarla kalmayıp bazen fertler teker teker soruşturmalarla, işkencelerle öldürülmüşlerdir. Ayna şekilde son dönem iktidarları da şiddet yanlısı tutumlarını sürdürmüş, ferdi katliamlar devam etmiştir. Hatta Saddam rejimi zulüm hareketlerini Irak sınırlarının dışına da çıkartmıştır. 5 Nisan 1991'de Irak'ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde protesto eylemi yapan gençlere konsolosluk binasından ateş edilmesi bile göze alınmış ve iki Irak Türk genci öldürülmüştür. 16 Ocak 1980'de Türkmen Liderlerin idama ve o zamana kadar oluşturulan kadrolar ve teşkilatların ele geçirilmeleri yönetimin izlediği politikaya göz önüne sermektedir. Saddam rejimi Nisan 1991'de kuzey Irak'ta yaşayan Türkmen ve Kürtleri toplu halde ülkenin kuzeyine doğru ve Türkmenleri de hem kuzeye hem de güneye sürmüştür. Kerkük ve civar kasabaları top ateşine tutmuştur. Tuzhurmatu ile Altunköprü kasabalarına saldırılmış ve evlerde bulunan insanlar kurşuna dizmiştir. Uzun yıllar ülkeye hakim olan İngilizler, bir yandan Türkleri, Arap ve Kürtler içerisinde eritilmesi politikasını güderken diğer yandan da Türklerin sayısını olduğundan daha az göstermeye çalışmıştır. Okuma-yazma oranı %90'larda olan Türk ailelerinin çocukları evde Türkçe konuşurken, okulda Arapça ile eğitim görmek zorunda bırakılarak bir asimize programına tabi tutulmuşlardır. Halen üniversitenin bazı bölümlerine gidebilmek için Baas Partisi'ne üye olma parti aranmakta ve Türk olmayanlara üniversiteye giriş sınavlarında ek puanlar verilmek suretiyle haksız bir rekabet ortamı oluşturulmaktadır. Türk bölgelerine Arapların yerleştirilmesi için araplar teşvik edilmekte, hatta maddi yardim dahi yapılmaktadır. Türkmenler, doğal olan en basit haklarını alabilmek için 1960 yılında "Türkmen Kardaşlık Ocağı"'nı kurmuşlar ve uzun bir mücadele sonucu 1970'te Kültürel haklarını elde etmişlerdir. Bir yıl içerisinde Türkmen bölgelerinde yaklaþýkolarak120 Türk okulu açılmış ve eğitime başlamıştır. Bu haklar özetle; Türk ilkokullarının olabileceği, buralarda eğitimin Türkçe yapılabileceği, Türkçe gazete ve dergiler çıkarılabileceğini kapsamaktaydı. Ancak bu kararlar ve ne yazık ki bir yıl devam etmiştir. Bir yıl sonra bu kararlar uygulamadan çıkarak kağıt üzerinde kalmıştır. Üstüne üstlük Baas Partisini 1971'deki kurultayında "Kerkük'ün 10 yılda Araplaştırılması" kararı alınmış ve bu doğrultuda Türk okullarının eğitim dili Arapça'ya çevrilmiştir. Yani Irak yönetimi, "Türk" kelimesine peşin hükümlü olarak cephe almıştır. Irak'ta hala haksızlıklar ile zulüm ve işkencelerin devam ettiği dünya kamuoyunca bilinen bir gerçektir. Irak'ta insan hakları temeline dayalı çoğulcu parlamenter bir sistem gerçekleşmedikçe, Irak Türklerinin maruz kaldığı insan hakları ihlalleri uygulamalarının devam edeceğini söylemek doğru olur.