IRAK TÜRKLERiNE KARŞI UYGULANAN iNSAN HAKLARI iHLALLERi
Irak devletinin 1926 yılında kurulduğundan beri hiç bir Bağdat yönetimine bas kaldırmayan, hiç bir silahlı eyleme katılmayan, haklarını daima demokratik yollardan elde edilmesi gerektiğine inanan tüm amaç ve arzuları, milli ve kültürel kimliklerini koruyarak, kendi toprakları üzerinde yasamakta olan Irak Türklerine karşı, insanlık dışı ve ürpertici uygulamalar hala sürmekte ve anayasal haklar bakımından Irak'ta ibrenin sistematik bir şekilde Türkmen'lerin aleyhine hareket etmektedir. Irak rejimi, nüfusları 2.5 milyonu bulan ve ülke toplam nüfusunun %13 ünü oluşturan Türkmen halkının varlığını açıkça inkar ettiğini, Irak'ın hukuk sisteminde Türkmen'lerin göz ardı ettiğini anayasasıyla açıkça meydana koymaktadır. Bu rejim böylece, çok açık bir biçimde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen " insan hakları Evrensel Beyannamesi" ni ihlal etmektedir. İşte Irak Türkleri nin ana problemi büyük ölçüde buradan, yani Irak anayasalarının Türkmen'lerin etnik kimliklerini, anayasal ve politik haklarını tanımamasından kaynaklanmaktadır. Bu yanlı tutumun sonucu olarak su acı gerçeklerin ortaya çıktığı görülüyor:
1-Ülke nüfusunun % 13 ünü teşkil eden Türkmenler yok farzedildiği için ülke içinde hiç bir platformda haklarını savunamıyorlar.
2-Irak devletinin kurulusundan bugüne kadar 76 sene zarfında gelmiş geçmiş bütün iktidar hükümetlerinde hiç bir Türkmen bakanın yer almadığı görülür. Irakta bir teamül haline gelen yazılmamış bir kural vardır. 76 seneden beri kurulan bütün hükümetlerde mutlaka 3 ya da 4' ü Arap bakan, 2 ya da 3 Kürt bakan, Hıristiyanların Irak'ta toplam nüfusu 200.000 olmasına rağmen 1 ya da 2 Hıristiyan bakan, yer alır. İster kraliyet devrinde, İster 1958 den sonraki cumhuriyetin değişik eyimli devirlerinde, 1920 senesinde kurulan geçici hükümette yer alan ve bir sene bakanlık yapıp istifa eden bir Türkmen bakanın dışında, 76 sene boyunca hiç bir Türkmen bakana kurulan hükümetlerde yer verilmemiştir.
3-Irak'ta kraliyet döneminde bir parlamento vardı. Ancak seçimler göstermelik ve şaibeli olurdu, devletin istediği kişiler milletvekili seçtirilirdi. Yine de bu şartlar altında Türkmen'lerden her dönemde iki ya da üç millet vekili meclise girerdi. 1958 de cumhuriyetin ilanından sonra, ülke yaklaşık 22 sene parlamentosuz yaşadı ve ülkeyi yöneten "Ulusal Meclis" teşkil edildi. Böyle kukla bir mecliste bile Türkmen'lerin temsil edilmesine hiç bir zaman müsaade edilmemektedir.
Irak Türkleri, kraliyet devrinde toplum olarak her türlü anayasal haklardan mahrum iken bireyler olarak nispeten kendi hayatlarını özgür bir şekilde yasamakta idiler. Ancak, bu dönemde de 1924 ve 1946 yıllarında Türkmenlere karşı iki kez katliam gerçekleşti ve her fırsatta Türkmen aydınları islerinden oldular ve Irak'ın güneyine sürülüp orada zorunlu ikamete tabi tutuldular.
Kraliyet rejiminin devrilmesi ve cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra, rejim açık bir şekilde Türkmenlere karşı hastane bir tavır aldı. Bu dönemde, cumhuriyet daha bir yılını doldurmadan, Türkmen aydınlardan yüzlercesi sürgüne gönderildi, memurlar toplu bir şekilde güney vilayetlere atandı. Kerkük'te Türkçe ve Arapça çıkmakta olan Besir ve Afak gazeteleri kapatıldı ve 14 Temmuz 1959 günü Kerkük'te korkunç bir katliam yaşandı.
Ancak, Irak Türklerinin esas çilesi, Baas partisinin 1968 de yaptığı bir darbeyle Irak yönetimini ele almasından sonra başladı. Bu rejimin ilan etmiş olduğu 1968 ve 1990 tarihli anayasalarında, 2.5 milyon Türkmen yok addedilerek Irak halkının Arap ve Kürtlerden oluştuğunu daha önce dile getirmiştim. Bu rejim, Türkmenleri sadece anayasal haklardan mahrum etmekle yetinmedi. Dünyanın gözüne bak baka Türkleri asimile etme, Türkmen Bölgelerini Araplaştırma ve 2.5 milyon Türkü çeşitli yollarla yerinden yurdundan edip en kısa zamanda o bölgenin etnik yapısını değiştirip oraları bir Arap bölgesi haline getirmeyi planlayarak , bu planı 1970 lerden beri en ağır ve çirkin biçimde uygulamaya koymaktadir.1975 de alınan gizli bir kararla Irak'ın kuzeyinde bir Türkün bile kalmayacağı şekilde 10 senelik bir plan uygulamaya kondu. İkinci ve benzer 10 senelik plan ise 1985 te uygulamaya kondu.
Her biri birer insan hakları ihlali anlamına gelen bu uygulamaların bir kısmını özetle arz etmeye çalışacağım:
TÜRK'LERiN VARLIĞI İNKAR EDİLİYOR:
1-1927,1934,1947,1957,1965,1977 ve 1987 senelerinde yedi kez yapılan nüfus sayımlarının hepsinde Irak Türkleri'nin sayisi gerçeğe aykırı bir şekilde % 2 olarak gösterilmektedir.1957 nüfus sayımında Türkmen'lerin nüfusu, resmi açıklamaya göre 500.000 dir. Toplam nüfus şayisi ise altı buçuk milyon idi.1958 yılında Bağdat'ta yayınlanan(Irak devrimi münasebetiyle 14 Temmuz'u anma komitesi) tarafından yayınlanan kaynak bu rakamı doğrulamaktadır. 1987 de Londra'da InQuiry dergisinde yayınlanan bir makalede de, 1957 yılında yapılan sayımda Irak'ta 500.000 Türkmen yasadığı belirtmektedir. Su anda Irak'ın nüfusu 20 milyondur. Bunun % 2 si 400.000 dır. Bu gülünç tabloya göre Türkmen nüfusu 40 sene içinde hiç artmamış, tersine azalmış, kimse evlenmemiş, kimsenin çocuğu olmamıştır.
2-1987 nüfus sayımında Türklere "kendinizi ya Arap ya da Kürt yazdırın" tehditleri açıkça yapıldı. Nüfus hanesine Türk yazanlar sürgüne tabi tutulmakla tehdit edildi. Bu karara karşı çıkan bir çok köy ve yerleşim bölgeleri sakinleri, köyleri zorla boşaltıldı, köyler dozerle yıktırıldı, ahalisi Arap bölgelerine askeri araçlarla dağıtıldı ve oralarda zorunlu iskana tabi tutuldu.
3-Irak rejimi, Türk şehir, kasaba ve köylerin Türkçe olan isimlerine bile dayanamayıp bu isimleri Arap isimlerle değiştirdi. Onlarca mahalle, cadde ve sokakların ismi Arapça isimlerle değiştirildi. Bu arada Kerkük'ün adi da Al Tamim oldu.
TÜRK BÖLGELERİ HIZLA ARAPLAŞTIRILIYOR:
En basit insani hak ve hürriyetleri hiçe sayarak acımasız bir Asimilasyon ve Araplaştırma planının bazı örneklerini özetle sunuyorum:
1-Türkmen bölgelerindeki etnik oranları değiştirmek amacına yönelik, yüzlerce Arap aile güneyden getirilerek Kerkük ve diğer Türk bölgelerinde yerleştirilmektedir. Bunlara büyük miktarda maddi yardim ve faizsiz kredi verilmekte ve derhal devlet dairelerinde is bulunmaktadır. Bunlardan Türk kızları ile evlenenine, teşvik ödülü olarak büyük miktarda para verilmektedir.
2-Kerkük,Telafer,Altunköprü ve diğer Türk bölgelerinin çevresinde onlarca köy ve yerleşim bölgeleri ihdas edilerek, Arap aileleri oralarda iskan ettirilmektedir.
3-Türk asilli olanların, Türk bölgelerindeki devlet dairelerinde tayin edilmeleri kesinlikle yasak edilmiştir. Buna karşın, yüzlerce Türk asilli memur, Irak'ın güneyine yani Arap bölgesine nakletmesi yasağı konmuştur.
4-Kerkük vilayetinin yüzölçümü sürekli azaltılmaktadır. Kerkük'e bağlı Tuz,Kifri ve Çimçimal ilçeleri Kerkük'ten koparılıp diğer mücavir ilçelere bağlandı. Kerkük vilayetinin yüzölçümü, 1975 yılına kadar 20.000 Km iken, 1976 da bu oran yar yarıya düştü. Irak topraklarının % 4.2 si ile Irak'ın büyük vilayeti olan Kerkük, bu uygulama sonunda % 2 lif oranla 14.siraya düşmüştür.
5-Devlet dairelerinde Türkçe konuşma yasağı devam etmektedir.
KERKÜK'TE TÜRK ESERLER VE YAPITLAR YOK EDİLİYOR:
Bosna-hersek'te yaşandığı gibi Kerkük'te Türk kültürünün izini taşıyan eserler yok ediliyor.
-1875 te Kerkük'te yapılan tarihi tas köprü, faal durumdayken devlet tarafından yıktırıldı
-Tarihi Kerkük kalesi boşaltılıp kaderine terk edildi, oradaki bir çok ev yıktırıldı.
-Kerkük'ün Osmanlı zamanında inşa edilen hükümet sarayı yıktırıldı.
TÜRKÇE EĞİTİM VE YAYIN HAKLARI YASAĞI
-Türk bölgelerinde devam eden Türkçe eğitim, 1936'da kaldırıldı ,buna ihtiraz eden bir çok öğretmen ve aydın kesim sürgüne gönderildi.
-1980'lerden beri uygulamaya göre, Türk asilli olan öğrencilerin, eğitim fakültesi, Harp okulu ve polis okuluna girmeleri yasaktır.
-Dünyada esi ve benzeri görülmemiş bir uygulamayla, Türk asilli öğrencilerin okullarından ilişkileri kestirilip güney bölgedeki okullara zorla kayıtları yaptırılıyor, gitmeyenlerin hemen kaydı silinip öğrenim hakları ellerinden alınmaktadır.
-Öğrencileri, 7 yaslarından itibaren yaz mevsimlerinde zoraki kamp eğitimine tabi tutulmaktadırlar. Bu kamplarda; Arap kültürü, Arapça dili ve Baas partilerinin ilkeleri çocuklara aşılanıyor. Çocuğunu kampa göndermeyen aile hakkında soruşturma açılarak haklarında ağır cezalar uygulanıyor.
-1970'lerde Türkmenlere verilen kültürel haklar çerçevesinde açılan Türkmence tedrisat yapan okulların tümü kapatıldı. İlkokul 3. Sınıfa kadar Türkçe okuyan öğrenciler, 4.sinifta Arapça okunmaya zorlandılar. Türkçe eğitim veren ve: Yıldızlar, Fuzuli, Kara altın, İlleri, Aktas, Yedi kardas, Mutlu, şanlı gibi isimleri olan okulların bu isimleri Arapça isimlerle değiştirildi.
-Türkmen kardaşlık ocağının 1961 de çıkarmış olduğu ve Irak'ta Türk kültürüne büyük hizmetler sunduğu Kardeşlik dergisi, 1976 da ocağın Baas partisi yanlılarına bir hükümet kararıyla devredilmesi sonucu bu yönetimin eline girdi. Dergi bu yüzden küçülerek bir yıl sonra kapatıldı.
1980 Ocağında, Türkmenlerin lider ve aydın kesimlerini oluşturan onlarca insanimiz gizli yargılama sonunda idam edildi. Bunların basında: emekli Albay Abdullah Abdurrahman, Doç. Dr. Necdet koçak, Ziraatçı Dr. Rıza Demirci, Adil Şerif, Yarbay Halit Ak koyuncu öğretmen Mehmet Korkmaz gelmektedir. Daha sonraları yüzlerce Türkmen genci ve aydını ayni şekilde idam edildi. Bir çok insanimiz sa hapiste iken işkence sırasında hayatini kaybetmektedir. yapılan yargılama herkese kapalı yürütülmekte ve sanıklara avukat tayin etmek hakki tanınmaktadır.
Hapse mahkum edilen aydınlar arasında: Sair Mehmet İzzet Hattat, Sair Nihat Ak koyunlu ama sair Hasan Göcem, sanatkar Ekrem Tuzlu, avukat Ihsan Ali Ekber, Dr. Sadık Rıza Ali, Sadun Osman Köprülü , İsmail Teleferli, Salahattin Tazeli ve daha nice masum gençler.
Son senelerde, tutuklandıktan sonra kaybolan Türkmen'lerin şayisinin hızla arttığı görülmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından görevli özel rapörtör'ün 13 Temmuz 1994 tarihli raporunda: 27 Kasım 1993 tarihinde ordunun yüksek rütbeli üç Türkmen subayının tutuklandığı ve Kerkük'ten kaybolduğu belirtilmektedir.
1991 ayaklanması akabinde Kerkük, Erbil, Kifri, Tuzhurmati, Altunköprü şehir ve kasabaları ordu tarafından top ateşine tutuldu. Binlerce insan öldü, Türkiye'ye göç etmeye mecbur kalan halkımızdan yüzlercesi, dağlarda helikopterlerden açılan ateşle öldürüldü. Açlık ve hastalıktan da onlarca insanimiz dağlarda can verdi.
Ayni günlerde, Altunköprü kasabasında Kürtlerin ve ordunun iki ateşi arasında kalan ve bir binaya sığınan 80 Türkmen genci Irak askerlerinin yaylım ateşine tutularak korkunç bir katliama kurban gitti.
Son senelerde, devletin aldığı ve resmi gazetede yayınladığı karalar gereğince yüzlerce Türkmen ailesi, güneydeki Arap bölgelerine sürülüp orada zorunlu iskan tabii tutulmaktadır. Son ululamalara göre de , özellikle bir ferdi Irak dışına kaçan ailelere, bir hafta zarfında evini terkedir güneydeki Arap bölgelerine ya da kuzeyindeki Kürt bölgelerine göç etmeleri emri verilmektedir. Emirlere göre , Arap bölgesini seçen aile, ev eşyalarını beraberinde götürebilr, Kürt bölgesini seçenler ise üzerlerindeki elbiseden başka hiç bir şeyi almaları yasaktır. İşte yurdunu terketmeyi reddeden ve göç emrini yerine getirmek için kapılarına dikilen emniyet görevlilerinin ve kendi ailesinin gözleri önünde vücuduna gaz döküp yakan ve 'ölürüm de Kerkük'ü tekletmem' diye haykırarak yanarak can veren Türkmen kızı Kerkük'lü Zehra'nın dramı, bu trajedinin açık bir örneğidir.
TÜRK BÖLGELERİNDE GAYRİ MENKUL MAL ALIM SATIM YASAĞI:
Türk bölgelerinde Türkler tarafından taşınmaz mal satın alma yasağı en sert bir biçimde uygulanmaktadır. Bir Türk, ev, dükkan v.s. mülkünü ancak bir Araba satabilir. Türk'e ev satın almaya ya da ev yaptırmaya izin verilmemektedir. Bu yasak 1980 senesinden beri alenen ve resmi gazetede yayınlanan resmi kararlar gereğince uygulanmaktadır. Bunun tersine Arap'ların bu bölgede gayrimenkul satın almaları teşvik edilmekte ve bu amaç için onlara faizsiz krediler verilmektedir.
Irak'ta dernek kurma ve derneklere katılma serbestliği yoktur.1960 yılında bin bir zorluklarla kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı'nın yönetim kurulu , devletin en yüksek mercii tarafından alınan bir kararla feshedilerek, ocak Türkmenlerin elinden alınıp bir grup Baas partili kişilerden oluşan bir heyet ocağın yönetim kurulu olarak tayinine karar verildi. Bundan az sonra 1980 de ocağın başkanı olan ve Irak ordusuna büyük hizmetleri geçen Emekli Albay Abdullah Abdurrahman idam edildi, diğer üyeleri de çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.
Bu baskı zülüm politikası ve ekonomik ambargonun getirdiği maddi sıkıntılar önünde tamamıyla aciz kalan Irak Türkleri , göçe zorlanmaktadırlar. Aileleriyle birlikte bin bir zorlukla dağları tasları asarak Türkiye'ye sığınmakta ve oradan da kanada, Almanya, Avustralya ve Danimarka gibi bir çok yabancı ülkeye iltica etmektedirler.
Görüyoruz ki bu gün Irak Türkleri, kendi yurdunda garip, kendi vatanında üçüncü sınıf ve üvey evlat muamelesi gören, her türlü insani haklardan mahrum, epeyi bir bölümü göçe zorlanmış, benliğini ve Türklüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelen, can ve mal güvenliğini kaybeden bir toplum haline gelmiş durumdadır. Uygarlık iddiasında bulunan tüm dünya devlet ve kuruluşları bu acı tablo önünde seyirci kalmakta, bu felaketi görmezlikten gelmeyi tercih etmektedir. Kürt, Türk ve Arap bölgelerinden oluşan kuzey Irak da batili medya tarafından ısrarla Kürt bölgesi olarak gösterilmeye devam edilmektedir. Irak Türklerinin neler çektiğini, ne türlü zulüm ve baskılarla karşı karşıya geldiğini bugün sadece Türkiye 'de belirli bir kesim bilmekte ve takip etmektedir.
Sonuç: Irak rejimi, Irak'ta Türk varlığını ortadan kaldırmakta kararlıdır ve bunu acımasızca bilinçli ve planlı bir şekilde uygulamaktadır. Özü Türk, soyu Türk 2 .5 milyon insan mum gibi eriyip gidiyor ve topraklarda Türk varlığı ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır. Umarız ki her vicdan sahibi insan, bu hale karşı sesini yükseltecektir.