Uzun
yıllar Türk hakimiyetinde bulunan Ortadoğu bölgesi, I. Dünya Savaşı
sonrası batılı emperyalist ülkeler tarafından paylaşılmıştır. Bu
paylaşımda Irak bölgesi İngiliz, nüfuz alanına girmiştir. Böylece bu bölgede asırlar boyu yaşayan önemli bir Türk kitlesi de Türkiye’den
koparılan topraklarla birlikte ayrılmış oluyordu. İngilizler tarafından
işgal edilen Irak’ın Musul bölgesinde yoğun bir Türk nüfus yaşamakta
ve burası da “Misak-ı Milli” sınırları dahilinde kurtarılacak
kutsal vatan toprakları arasındaydı. Ancak bu bölgenin zengin petrol
rezervlerine sahip olduğunu bilen ve uzun süredir bu
bölgeye hakim
olmayı arzulayan İngilizler, hiçbir
zaman
buna müsaade etmeyecekti. Lozan görüşmelerinde dondurulan Musul
sorunu, Milletler Cemiyeti, Lahey Adalet Divanı ve ikili Türk-İngiliz görüşmelerinde
de çözümlenemedi. Daha sonra İngiliz desteği ile başlayan Şeyh Sait
isyanı ve büyük Avrupa devletlerinin baskısı üzerine Türkiye, Musul
üzerindeki haklarından vazgeçti. Müteakip zaman içinde Irak, İngiliz
güdümlü
yapay bir devlete dönüştürüldü ve ülkede ihtilaller,
diktatörler ve kaos hiç eksik olmadı. Bu ülkede yaşayan Türkler,genelde
Türkiye-Irak arası ilişkilere paralel bazı kültürel haklardan
yararlanmışlardır. Ancak özellikle 1974 sonrası bölge Türkleri üzerindeki
baskılar artmıştır. İran-Irak Savaşı esnasında ateş hattına sürülen
soydaşlarımız, Körfez Savaşı sonrası ise, bölgede oluşan otorite
boşluğu ve sahipsizlik ortamında, çok sıkıntılı günler geçirmişlerdir.Irak
Türklerinin en önemli sıkıntıları, bu ülkede demokratik bir rejimin
olmaması ve ülke yönetiminin diktatörler elinde bulunmasından
kaynaklanmaktadır. Bu makale kapsamında Lozan’dan günümüze Irak Türklerinin(veya
Türkmenlerinin) genel durumu ve problemleri ele alınmakta ve Türkiye’nin
bölgeye yönelik politikaları incelenmektedir.